Hoşgeldiniz..!

  • Almanca
  • İngilizce
  • Rusça
  • Türkçe

Opening Hours : Pazartesi - Cumartesi / 09:00 - 19:00
  Contact : + 90 533 676 68 35

Sık Sorulan Sorular

Kalıcı diş beyazlatma diye bir şey var mı?

Hekim kontrolünde yapılan beyazlatma yöntemleri kalıcıdır. Dışarıdan alınarak uygulananlar zamanla geri dönen, geçiçi diş beyazlatma yöntemleridir.

Karbonatla fırçalamak dişleri beyazlatır mı?

Bir miktar beyazlatır, fakat bu tür bir temizleme dişlerde aşınmaya sebep olur.

Dolgu yapılan diş yine çürür mü?

Eğer yeterli derecede fırçalanmazsa dolgu yapılan diş tekrar çürüyebilir, bununla beraber her dolgunun bir ömrü olduğu unutulmamalıdır.

Kabuklu yemişlerin dişle kırmanın ne zararı vardır?

Dişlerimizde doğadaki her cisim gibi kırılabilir bu sebeple kabuklu yemişleri dişle kımak tavsiye edilmez.

Yaşlanınca protez yaptırmak doğru değil midir?

Protez kullanmak çok kolay bir olay değildir, ağızda hareketsiz durması zordur, bu sebeple ağızda kalan her diş protezi tutarak protezin oynamasını engelleyeceğinden tüm dişleri çektirmek kesinlikle tavsiye edilmez.

Kanal tedavisi nedir, neden yapılır?

Eğer çürük sinirlere kadar geldiyse sadece dolgu yapmak yeterli olmaz, bununla birlikte dişin kökünde bulunan sinirlerin çıkarılıp bu kanalların da doldurulması gerekmektedir.

Her yirmi yaş dişinin çekimi yapılmalı mıdır?

Her yirmi yaş dişi çekilmez, diş tam olarak çıkmışsa ve çürük yoksa çekilmesine gerek yoktur.

Hassasiyet olan dişlere ne yapılır?

Hassasiyetin sebebi çürük ise dolgu yapılır, diştaşları ise diştaşı temizliği gerekmektedir.

Kırık dişin tedavisi var mıdır, yoksa çekilir mi?

Her kırık diş çekilmez, değişik tedavi yöntemleri ile (dolgu veya kaplama) diş kurtarılabilir.

Hamilelikte diş hekimine gidilir mi?

Tavsiye edilen hamilelikten önce dişhekimine gitmektir. Hamileliğin ilk ayı ile son üç ayında uyuşturucu yapmadan diş tedavileri yapılması tavsiye edilir. Hamilelik sırasında gerekirse acil tedaviler uygulanmaktadır.

Her ağrıyan diş çekilir mi?

Kesinlikle hayır. Ağrının sebebi çürük ise kanal tedavisi veya dolgu ile diş kurtarılmaya çalışılmalıdır.

Diş taşı temizliğinin dişlere zararı var mıdır?

Doğru ellerde, doğru yöntemlerle yapıldığında herhangi bir zararı yoktur.

Acısız ve ağrısız tedavi mümkün müdür?

Ağız içindeki tedaviler anestezi sonrasında (uyuşturma ile) tamamen acısız ve ağrısız olarak gerçekleştirilir.

Diş iltihaplanmasına antibiyotik kullanmak doğru mudur?

Antibiyotik kullanımı bir tedavi yöntemidir ve bu tedaviye doktor karar vermelidir, danışılmadan kullanılmamalıdır.

Günde üç kez diş fırçalamak gerekir mi?

Uzmanlar tarafından ideal sayı üç olarak belirtilmiştir (sekiz saatte bir), ancak sabah, akşam iki kez fırçalamak da yeterli olabilir. Genelde sayı değil fırçalamanın iyi yapılması daha önemlidir.

Diş fırçamı ne zaman değiştirmeliyim?

Diş fırçası normal olarak günde üç kere kulanılmış ise altı ayda bir değiştirlmelidir.

Diş fırçalamaya başlama yaşı kaçtır?

Çocuklar 3-4 yaşına geldiklerinde diş fırçalamaya başlamalıdır?

Dişlerde hassasiyet neden oluşur? Nasıl tedavi edilir?

Günümüzde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkan diş hassasiyetinin (Dentin hipersensitivitesi) gelişiminde değişik faktörler rol almakla birlikte esas olarak dentinin ağız ortamına açılması gerekmektedir. Bu durum, hastayı yemek yerken, içerken, dişini fırçalarken ve hatta bazen nefes alırken bile rahatsız edebilir.

Dentinin ağız ortamına açılması mine dokusunun kaybı veya kök yüzeyinin açığa çıkması ile oluşur. Minenin kaybı genellikle atrisyon, abrazyon, erozyon, travma ve çürük gibi nedenlerden kaynaklanırken kök yüzeyinin açığa çıkması diş eti çekilmesi, yanlış diş fırçalama, aşındırıcı diş macunları, periodontal hastalıklar ve okluzyon bozuklukları gibi nedenlerden oluşur.

Dentin hassasiyetinin tedavisi iki şekilde yapılabilir: birincisi; bireylerin evde diş macunu, ağız gargarası gibi hassasiyet giderici ürünler kullanmasıyla, ikincisi ise muayenehane şartlarında profesyonel uygulamalarla yapılmaktadır. Hangi tedavi yönteminin tercih edileceği; hassasiyetin şiddeti, etkilenen diş sayısı, diş yapısı kaybının derecesi ve gereken tedavi süresine bağlı olarak değişmektedir. Ayrıca günümüzde lazerler bu tedavilerin başarısını ve süresini arttırmak amacıyla kullanılmaya başlanmıştır.

Diş gıcırdatma

Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan kişilerin %90 gibi yüksek bir oranı özellikle gece uyurken farkında olmaksızın dişlerini sıkmaktadır. Diş sıkan bireylerin %20′sinde tedavi gerektirecek semptomlar gelişmektedir. Bunlar; öncelikle diş minelerinde aşınmalar, diş etine yakın yüzeyde minenin çatlaması, dişetinin çekilmesi gibi dişsel problemler ile başlar. Daha ileri vakalarda çene eklemi disfonksiyonu semptomları başlar. Bunlar çene ekleminden ses gelmesi; çene hareketlerinde kısıtlılık; kulaktan ses gelmesi; kulak önünde ve çenelerde ağrı, kulakta tıkanıklık hissi, boyun, yüz ve çiğneme kaslarında spazm oluşumu ve ağrı şeklindedir. Diş sıkma-gıcırdatmanın literatürde onaylanmış ve pratik bir tedavisi henüz yoktur. Bizim tedavimiz diş sıkmanın neden olacağı sıkma kuvvetini çeneye uygulanan, splint diye isimlendirilen ortopedik bir aperey ile kontrol altına almaktır. Özellikle uyurken kişinin kullanması gerekir. Splint çenelerin ölçüsü alındıktan sonra kişiye özel olarak üretilir. Çok ince ve kişiye özel hazırlandığı için ergonomik olup, rahatsızlık hissi vermez. Bu şekilde dişlerin aşınması önlendiği gibi dişeti çekilmelerinin de önüne geçilir. Alt ve üst çene arasında hasar gören eklem diski kendini onarabilecek ve eklem sıvısı artarak eklem içi sesler ve ağrılar azalacaktır.

Protez çeşitleri nelerdir?

Esasında sabit ve hareketli olmak üzere 2 tip protez mevcuttur. İmplantlar ile desteklen protezler sabit yada hareketli olarak kişinin anatomik yapısı ve ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanır.

 

Sabit protezler; dişlere yapıştırıldıktan sonra ancak hekim tarafından çıkarılabilen kuron ve köprüleri kapsamaktadır. Dolgu ile restore edilemeyecek kadar harap olmuş dişler kuronlanır. Köprü ise dişsiz sahanın önünde ve arkasındaki dişlerden destek alan çoklu diş içeren restorasyonlardır.

Bazen düzgün sıralı ancak morfolojisi ya da rengi bozuk dişlerde, özellikle genç bireylerde dişte hiç kesim yapmadan ‘bonding yöntemi’ olarak adlandırılan teknikle tek seansta dişlerde değişim yaratmak mümkündür. Bu yöntem bizotaj, kontürleme ve dolgu yapımını içerir.

Hareketli protezler ; sabit köprülerin yapılmasının mümkün olmadığı durumlarda diş yada doku desteği olan, kişilerin takıp çıkartabildiği protezlerdir. Ağızda dişler olduğunda parsiyel protez olarak isimlendirilir. Günümüz teknolojisinde diş ve doku destek elemanları son derece estetik yapılabilmektedir. Aynı zamanda damak teması olan bölgelerin çok ince alaşımdan yapılması protezin boyutunun küçülmesine olanak sağlayarak kişinin alışma sürecine yardımcı olur. Ağızda hiç diş olmadığında yapılan protez, total protez olarak isimlendirilir. Total dişsizlikte de fonksiyonel ölçü yöntemleriyle ağız dokusu ile uyumlu hareketli protezler yapılmaktadır.

İmplant destekli protezler: İmplantlardan destek alan protezler hastanın anatomisine ve ihtiyacına göre sabit ya da hareketli olarak tasarlanabilir. Klasik köprü yapımında dişsiz sahanın önündeki ve arkasındaki doğal diş prepare edilir. Oysa dişsiz sahada implant yapılırsa sağlam diş dokusu korunmuş olur ve köprü dizaynında olduğu gibi dişler birleşik yapıda olmaz. İmplant yapılan kemik fonksiyonel olarak stimule edileceğinden uzun dönemde kemik rezorbsiyonu önlenmiş olur. İmplantlar tek diş eksikliklerinde olduğu gibi çoklu ya da total dişsizlik tedavilerinde de hem hastalar hem de hekimler için yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Total dişsizlerin tedavisinde hareketli damak protezi kullanan bir hasta implant destekli protezleri ile sabit köprü kullanabilmektedir.

Gülüş estetiği

Diş hekimi yüzün 1/3 alt kısmının estetiğinden sorumludur. Bu alan dudakları, dişetlerini ve gülme alanına giren dişleri kapsamaktadır. Günümüz estetik anlayışında sağlıklı soluk pembe dişetleri ile düzgün sıralı, simetrik, beyaz dişlerin ahengi vurgulanmaktadır. Estetik doğallık ile bir bütündür. Kırmızı, hafif kanamalı ve şişmiş dişetleri sağlıksızlık olarak algılanmaktadır ve doğallıktan uzaktır. Basit bir dişeti tedavisi ile bu sorun ortadan kalkmaktadır. Her vakada farkı çözümler sunulur. Estetik düzenlemeler bazen çok ufak girişimler ile tamamlanır iken bazen çene cerrahisi, plastik cerrahi, ortodontik tedavi gibi girişimler ile uzun süreçte tamamlanabilmektedir. Önemli olan kişin beklentilerini hekimin anlayabilmesi ve tedaviye başlamadan tedavi sonucunu öngörebilmesidir. Bu hususta hekim-hasta ilişkisi ve hekimin tecrübesi önem kazanmaktadır.

Günümüz teknolojisinde doğal diş minesi ile aynı ışık geçirgenliğinde birebir aynı renkte kuronlar yapılabilmektedir. Bu kaplamalar ‘metal free’ diye adlandırılan tam porselenden veya zirkondan hazırlanır. Dişsizliğin fazla sayıda olduğu durumlarda bu estetik kuronlar kullanılamayabilir.

Bazen düzgün sıralı ancak morfolojisi ya da rengi bozuk dişlerde, özellikle genç bireylerde dişte hiç kesim yapmadan ‘bonding yöntemi’ olarak adlandırılan teknikle tek seansta dişlerde değişim yaratmak mümkündür. Bu yöntem bizotaj, kontürleme ve dolgu yapımını içerir.

Lamina; yine düzgün sıralı ya da çok hafif çapraşıklığı olan dişlerde tercih edilir. Dişlerin sadece ön yüzeyindeki mine 1mm kaldırılarak, yaprak porselenler yapıştırılır. Lamina, birkaç seansta provalar ile hazırlanır. Yapıştırma işlemi tüm seansınların en önemli aşamasıdır. Son derece özel teknikle yapıştırıldıktan birkaç dakika sonra ısırarak yemek yenebilir. Doğal dişlerden ayırt etmek mümkün değildir.

Bir dolgunun ömrü ne kadardır?

Dolgunun ömrünü belirleyen birçok faktör vardır. Dişteki madde kaybı miktarı, çürüğün bulunduğu bölge, hastadaki diş sıkma gibi kötü alışkanlıkların olup olmaması, hastanın ağız hijyenine özen gösterip göstermemesi, tedaviyi yapan hekimin bilgi ve becerisi, dolgu için kullanılan materyellerin türü ve kalitesi bu faktörlerin başlıcalarıdır.

Ortodonti nedir?

Kapanış bozuklukları ve dişlerin çenelerdeki konumlarının nasıl oluştuğunu incelen ,teşhis eden ,bu bozuklukları önleyen ve tedavi eden bir diş hekimliği dalıdır.Yunanca sözcükten oluşmuştur”ortos”düzeltmek,doğrultmak”odontos” diş demektir.

Amalgam dolgu nedir?

Amlgam dolgu; çeşitli metal tozlarının özel bir sistemle karıştırılmasıyla hazırlanan, yumuşak kıvamdayken dişe yerleştirilen restorasyon türüdür. Sağlığa herhangi bir zararı yoktur.

Çürük dişin tedavisine karar verirken kompozit dolgu mu, amalgam dolgu mu veya inley onley mi kararı hekime bırakılmalıdır. Tüm dolgu türlerinin birbirlerine göre avantajları ve dezavantazları vardır. Hekim hastanın ve dişin durumuna göre restorasyon türüne belirlemelidir.

Diş eti kanamaları neden olur?

Dişeti hastalığının başlangıcı gingivitistir. Bu hastalık dişetinin kızarmasına, şişmesine ve ayrıca diş fırçalarken ve diş ipi kullanımı sırasında kanamalara sebep olur. Sağlıklı dişeti gülkurusu pembe renkte, diş üzerine sıkıca yapışık ve bıçak sırtı gibi keskin sonlanan yapıdadır. Dişeti hastalığının temel nedeni olan bakteri plağı dişler üzerinden uzaklaştırılmazsa dişeti sağlığı bozularak rengi kırmızılaşır, dişeti hafif şişkinleşir, diş üzerine sıkıca tutunma özelliğini kaybeder. Dişeti hastalığının en önemli ve en erken bulgusu fırçalarken ve/veya sert bir gıdayı ısırırken oluşan kanamadır. Bu durumda yapılması gereken bir periodontoloji uzmanına başvurmaktır.

Anne adayları dişlerine nasıl bakmalıdır?

Bu özel dönemlerde hormonlarda meydana gelen değişimlerden dolayı vücuttaki pek çok dokuda olduğu gibi dişeti dokusunda da etkilenmeler meydana gelir ve bu durumda dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olur. Bu nedenle, bu dönemlerde bakteri plağını kontrol altında tutabilmek için günlük diş fırçalama ve diş ipi kullanımına ekstra özen göstermek çok büyük önem taşır.

Hamilelik gingivitisi hamile kadınların yaklaşık %30-100′ünde görülür. Hamileliğin en yaygın oral komplikasyonudur ve artmış östrojen ve progesteron seviyeleri neticesinde lokal iritanlara karşı artmış cevap ve daha az titiz oral hijyenden kaynaklanır. Hamilelikten önce var olan dişeti hastalığı hamilelik döneminde gelişen hastalığın şiddetini ve ciddiyetini etkileyebilir. Eğer ağız bakımı da yeterli değilse dişeti iltihabının şiddeti artar. Özellikle dişeti kanaması olan hamile bireyler muhakkak bir periodontoloji uzmanına başvurmalıdırlar.

Hamilelik döneminde ayrıca, şekerli gıdalara aşerme ve ilk aylarda görülen bulantı ve kusmalardan sonra annenin ağız bakımına yeterince özen gösterilmemesi gibi nedenler de çürük oluşumunu arttırabilir.

Diş beyazlatma sağlıklı mıdır? Dişe zarar verir mi?

Doğru hastada doğru beyazlatma ürünü seçildiğinde diş beyazlatma tedavisinin hiçbir zararı yoktur. Diş beyazlatma tedavisi sonucu yapısal değişiklik ve kalıcı hasar oluştuğunu gösteren araştırma yoktur. Diş beyazlatma esnasında ve sonrasında bir hassasiyet oluşabilir ancak bu hassasiyet geçicidir. Diş renginin değiştirilmesindeki en konservatif yöntem diş beyazlatmadır. Diş beyazlatmanın alternatifi porselen, kompozit laminalar veya porselen kaplamalardır.

Ağız Kokusu tedavi edilebilir mi?

Ağız kokusu (Halitozis, oral malodor veya bad breath) hoş olmayan nefes kokusu olarak tanımlanmaktadır. Ağız kokusunun temel olarak ağız hijyeni, diş ve dişeti sağlığı ile alakalı olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla ağızda oluşan koku sıklıkla diş ve dişeti tedavisi gerektirmektedir.

Sebepleri arasında şunlar sayılabilir:

Oral etkenler

-Kötü ağız hijyeni veya ilerlemiş dişeti hastalığı, çürükler gibi dental veya periodontal problemler,
-Kirli protezler, apareyler, hatalı dolgu ve kaplamalar ve gıda birikim alanları
-Dilde aşırı bakteri birikimi
– Azalmış tükürük akımı

Ağız dışı etkenler

-Sigara ve bazen içki
-Ağız kuruluğuna yol açan bazı ilaçlar (antikolinerjikler, antidepresanlar, diüretikler, antiparkinson ve kemoterapötik ajanlar),
-Şeker hastalığı, mide problemleri, karaciğer hastalıkları, boğaz enfeksiyonları, sinüzit gibi birçok sistemik hastalık,
-Birçok vitamin ve mineral eksikliği; örneğin A vitamini, B12 vitamini, demir veya çinko eksikliği ağızda kurumayla birlikte mukozada fissürleşmeye yol açar ki bu da gıda ve doku artıklarının tutunmasına dolayısıyla halitozise katkıda bulunur.
-Birçok gıda ve içecekler özellikle sarımsak ve soğan geçici ağız kokusu yapabilir.

Halitozis toplumun büyük kesimini etkilemekte ve etkilenen kişilerde önemli sosyal ve psikolojik sıkıntılara neden olmaktadır. Çağdaş toplumlarda insanların birbirleri ile olan ilişkileri önemli olduğu için gelişmiş ülkelerdeki insanlar bu probleme daha çok dikkat etmektedirler. Bununla birlikte çok az hasta tedavi için diş hekimine başvurmaktadır. Bu durum, ağız kokusu problemi yaşayan insanların sıklıkla tam olarak bu durumun farkında olmamalarından kaynaklanmaktadır.

Nefes ferahlatıcı, gargara, sprey,şeker ve sakızlar için ciddi paralar harcandığı görülmektedir. Pek çok ticari ürün ağız kokusunu elimine ettiğini iddia etmektedir. Ancak alkol bazı içinde güçlü tatlandırıcı katılmış olan bu ürünler ağız kokusunu sadece maskelerler. Oysa ki halitozis genel olarak kötü oral hijyen veya oral kavitedeki bir hastalığa ya da teşhis ve tedavi gerektiren ciddi bir sistemik hastalığa da bağlı olarak gelişmektedir. Dolayısıyla tedavisi altta yatan nedene yönelik olmalı ve tedaviye başlamadan önce kokunun kaynağı bulunmalıdır.

Halitozisin tedavisinde etkili metod oral hijyeni ve temel dental bakım ile periodontal sağlığın düzeltilmesi ve gerekiyorsa hastanın tıp doktoru veya uzman hekime yönlendirilmesidir. Dilin fırçalanması ağız kokusunu azaltmada diş fırçalamak kadar etkilidir. Dişlerden plağın uzaklaştırılması için pek çok ürün kullanılırken üzerinde ağız kokusu oluşturan milyonlarca bakteri barındıran bir organın yani dilin temizliği ihmal ektedir. Dil yüzeyinin temizlenmesi için plastik dil kazıyıcıları ve küçük fırçalar kullanılabilir.

Özetle, ağız kokusuyla baş etmek için şu noktalara dikkat etmek faydalı olacaktır:
Düzenli diş fırçalamak, diş ipi kullanmak ve dil fırçalamak
Düzenli diş hekimi kontrolüne giderek ağız kokusuna neden olabilecek diş ve dişeti hastalıklarının tedavisini sağlamak,
Alkol içermeyen ağız gargaraları kullanmak,
Diş hekimi gerek gördüğü takdirde, ağız kokusuna neden olabilecek sistemik durumun tespiti için tıp hekimine başvurmak.

Bebeklerin ve Çocukların Dişleri Çekilir mi?

Normal koşullarda bebek dişleri herhangi bir özel çaba gerektirmeden kendiliğinden çıkar. Kalıcı sabit dişler diş etinin hemen altında, bebek dişlerinin dibinde büyümektedir. Kalıcı dişler büyürken bebek dişlerinin kökleri erir ve diş gevşeyip düşer. Ancak bazen kalıcı dişler doğrudan bebek dişlerinin altında gelişmez ve böylece bebek dişlerinin kökleri, erimek yerine daha güçlü kalır. Bu olduğunda kalıcı diş ve bebek dişleri çocuğun ağzında yan yana aynı anda bulunur.Bu durumda bebek dişleri çekilmelidir. Bazı durumlarda da çocuklar sallanan bebek dişlerini çıkaramazlar ve diş hekiminden küçük bir yardım gerekir. Bir bebek dişi çürürse ve kalıcı diş de hemen çıkmazsa, yapılacak en iyi şey hasarlı dişi iyileştirmektir. Ancak röntgende kalıcı dişin kısa bir süre içinde çıkacağı gözlenmişse, daha iyi bir seçenek, çürük dişi çekmektir. Bazen bebek dişi o kadar problemlidir ki, kalıcı diş çıkmaya hazır olmasa da çekilmesi gereklidir.Kalıcı dişler gelip bu boş yere yerleşene kadar diğer dişler arasındaki boşluğu yerinde tutmak için boşluk tutucular kullanılır.

Ağız Sağlığı Nedir?

Öncelikle “oral” kelimesi ağza referans vermektedir ve sadece dişleri, diş etleri ve bunları destekleyen dokuları değil, ağız tavanını ve tabanını, dili, ağzın ve boğazın durumunu, dudakları, salgıları, üst ve alt çeneyi ve çiğneme kaslarını da içermektedir. Oral sağlığı vücuda hizmet eden sinir sisteminin dallarını, savunma sistemini ve kan damar sistemini de içerir.

Kısacası oral sağlık, dişlerde oyuk olmaması diş eti hastalığı bulunmamasından daha fazla bir şeydir. Ağız sağlığı, konuşmamızı ve gülmemizi, nefes alıp vermemizi, öpmemizi, koklama, tatma, dokunma, çiğneme ve yutmamızı, acıdan ağlamamızı sağlayan ve yüz ifadelerimizle duygu dünyamızı dışarıya açan dokuların genel sağlığı demektir.
Ağız sağlığı ve genel sağlık, oral dokuların sağılığı, vücudumuzdaki organ ve sistemlerin sağlığının da bir göstergesidir. Diş hekiminiz bu dokuları inceleyerek genel sağlığınız hakkında çok ciddi bilgiler toplayabilir.

Çürük ve diş eti hastalıkları en sık rastlanan ve yaygın diş hastalıklarıdır. Bunlar aynı zamanda en kolay uzak durulabilecek hastalıklardır. İçme sularının florlaşması, okullarda diş sağlığı seminerleri, beslenme eğitimi ve sigara içmeyi engelleme programları gibi toplum koruma programları toplum sağlığı masraflarında her yıl milyarlarca dolar tasarruf sağlamaktadır. En iyisi de, bunlar pek çok kişinin doğal dişlerini bir ömür boyu korumalarına yardımcı olmaktadır.

Estetik diş hekimliği tedavileri ile hem çarpıcı bir gülümsemeye sahip olabilir hem de tehlikeli diğer enfeksiyonlardan çok geç olmadan kurtulabilirsiniz.

Çocuğumun dişine bir zarar gelmesini nasıl engellerim?

Eğer çocuğunuz yürümeye yeni başlamışsa, evinizin bu konuda hazırlıklı olduğundan emin olun. Başka bir deyişle mobilyadaki sivri köşeler ya da delici kollar ve tutma yerleri kapatılmalı, eğer bu yapılamıyorsa bu tür mobilyalı odalar kilitlenmelidir. Çocuğunuzu arabada tuttuğunuz zaman da sıkıca bağlı olduğundan emin olun. Arabadayken hiçbir zaman çocuğunuzun koltukta ayakta durmasına izin vermeyin ve kucağınızda tutmayın.

Daha ileri yaşlardaki çocuklarda ağız koruyucular yaralanmaları engelleyebilir. Pek çok diş yaralanmaları jimnastik salonunda ya da oyun alanında değil, yakınınızda olur. Bu nedenle ağız koruyucu, arka bahçenizde bile olsa sert oyunlar sırasında takılmalıdır.

Dişlerin Oluşumu ve Çıkma Zamanı

Dişlerin oluşumu; dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler hamileliğin 6. haftasında görülmektedir. 7. haftadan itibaren dişlerin taslakları yavaş yavaş belirmeye başlar.

Diş Kırılması Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Diş kırılması veya Diş yaralanması durumunda tedaviye yardımcı olabileceğinden mümkünse kırılan diş parçası koruma altına alınmalıdır.

Diş Hassasiyeti

Diş Hassasiyeti; Sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığında dişlerde ani bir tepki ve sızlama oluşur; ağrı-sızı başlar. Bu diş sızlaması keskin, ani ve derindir